13.4.09

YAŞAM

Gerçek Bir Yaşam Hikayesi


Anadolu’nun orta vilayetlerinden bir köyde, yavaş yavaş güneş batmaya hava kararmaya başlar. Karanlık iyice çöker köyün üzerine. Evlerden birinde bir kadın ve adam yatma hazırlığı yapmaktadır. Erken yatıp yarın sabaha, güneş ışığına erken uyanılacaktır. Adam üzerini değiştirir, yatağına yönelir. Evin penceresinden; karanlık bahçeye vuran ışıkta ağaçların arasında bir gölge belirir. Kadın pencereden dışarı bakar ve gülümser. Kadının sevgilisi bahçededir. Tam sözleştikleri gibi, sözleştikleri saatte ve yerde adam onu beklemektedir. Kadın kocasının uyumasından emin olunca, sessizce yataktan kalkar, üstünü giyer. Ve pencereden aşağıya atlar. Başka bir adam için kadın kocasını terk eder. Koşarlar iki sevgili... Kaçıyorlar. Tarlaları, ovaları aşarlar.

Anadolu’da bir köy nasıl koşmasınlar ki... Arkalarından onları kovalayacak onca şey vardır. Namus belâsı, töre cinayetleri, yoksulluk, cefa, korku. Arkalarında bunlar varken nasıl durabilirler. Köyden uzaklaştıklarına iyice emin olunca, soluklanmak için dururlar. Kadın duraksamayı fırsat bilip nefes nefese der ki: ‘Evden çıktığımdan beri, ayakkabımın içinde bir şey var beni rahatsız ediyor.’ Çıkarıp bakar ki... Ayakkabısının içinde bir tomar para! Kocası her şeyin farkında, biliyor ki gidecek. ‘Beni terk edecek ama bunca yıl çorbasını içtim, çamaşırlarımı yıkadı, ütüledi. Bana emeği geçti.’ YABAN ELDE MUHTAÇ OLMASIN DİYE! O yoksul köylü; bütün parasını, başka bir adam için kendisini terk eden karısının, giderek kendisinden uzaklaşan adımlarını attığı ayakkabısının içine koydu.

O güzel insan, O onurlu davranışı sergileyen, O terk edilen adamı hepiniz tanıyorsunuz... Çünkü O; Bir dizesinde bize yürekten seslendiği gibi, Uzun ince bir yoldaydı ve gidiyordu gündüz gece...

Şimdi sorarım size; Bu memlekete töre cinayetleri, kadına karşı uygulanan şiddet mi yakışır yoksa, Âşık Veysel gibi hayatında hiç kitap okumasa, okuyamasa bile... KİTAP GİBİ HAYAT YAŞAYAN ADAMLAR MI YAKIŞIR?

Şu zamanda kimse sessiz sedasız gitmek istemez herhalde. Çünkü yaşamak artık hesap devri olduğundan artık herşey açık açık konuşuluyor ve böyle olması da gerekir.

İnsanlar artık düşüncelerini kolayca karşı tarafa söyleyebiliyorlar bu da saygıyı ve sevgiyi 2 kat daha arttırıyor.

TABİ Kİ HİÇ KİMSENİN SESSİZ SEDASIZ GİTMEMESİ DİLEĞİYLE


4 yorum:

kizhatce dedi ki...

tşk ederim çok güzeldi,çok duygulandım..

ÖRGÜÇANTAM dedi ki...

Canım şu an öyle duygulandım ki anlatamam .süperdi ,teşekkürler

izmirvizyon dedi ki...

ben hiç duygulanmadım.olayın gerçeklrini göz ardı etmeyin.ortada bir aldatan ve aldatılan var.kadın aldatıcak,cebine para koyucam.kitap okumakla ne alakası var.kitap boynuzlarımı nasıl parlatmam gerektiğini de söylüyor mu?kocanı beğenmiyorsan başka bir erkek bulmadan söyle.gideceksen git.sen önce erkeği bul, ondan sonra sen beni eksik bıraktın,ilgi göstermedin vs..bunu 20 yıllık kocana yaparsan kusura bakma para yerine başka şey koyarlar..denemesi bedava..

Şükrü Yılmaz dedi ki...

Hayirli Gunler Bu talihsiz gunde gunuzun saglikli gecmesini dilerim.Turk Milletinin ve Turk Silahli Kuvvetlerinin ve Sehit Ailelerinin Basi Sağolsun Allah Yakinlarina ve TURK Milletine Sabirlar Versin.
Teroru ve Terore destek verenleri, Serefsizleri Nefretle Kiniyor vede Lanetliyorum

Şükrü Yılmaz
Antakya-Hatay
http://sukruyilmaz.net

SARISAÇLIM MAVİ GÖZLÜM

Sana Hasret Sana Vurgun Gönlümüz
Neredesin Mavi Gözlüm
Nerde Nerde Nerdesin Dost
Bu Gemi Bu Karadeniz
Sarı Saçlım Mavi Gözlüm
Nerde Nerde Nerdesin Dost

Ararım İzini Dolmabahçeden
Bir Daha Dönmezmi Bu Yola Giden
İçimde Sen ,Gözümde Sensarı Saçlım Mavi Gözlüm
Nerde Nerde Nerdesin Dost

Kurban Olam Yürüdüğün Yollara
Kara Peçe Yakışmıyor Kullara
Uyan Bak Bizim Hallara
Sarı Saçlım Mavi Gözlüm
Nerde Nerde Nerdesin Dost

Bulutlar Terinden, Dağlar Kokundan
Sarhoştur Sevdiğim Mahsuni Bundan
Bir Daha Gel, Gel Samsundan
Sarı Saçlım Mavi Gözlüm
Nerde Nerde Nerdesin Dost

Alıntı:Kaynak: Asik Mahzuni Serif Yöre: Afsin
http://www.sarki-sozleri.com/sozler/asik-mahzuni-serif/sari-saclim-mavi-gozlum.html


ZAP ŞİİRİ(mehmetçik)

Karanlık gecede kara sudan zap suyuna giden yol,
Dolunay azaplığında vatanımın,
Ay örgüsü saçlarına vurgun düşmüşüm,
Alın yazımıza vatan ve bayrak, şehitlik yazılmış

En güzel türküyü kurşun söyler özüme,
Ola ki Tendürek ağıdı Cudi, Havar türkülerinde,
Muhabbeti bulurum bir zaman,
Şahadetse aslanların savaşında,

Ölümsüzlük, şehitlik, bayrak hilalinde,
Can veren, kan veren yiğitler,
Yar gönlümüze düşende, çıktık dağların başına
Karanlık gecede el uzattık hilale,
Vurgun yedik seher rüzgarında,
Gurbet türküleriyle selam ettik yar diyarına,
Savaş türkülerinde kendimizi bulduk,
Vatan türküsüyle huy eyledik her zaman

Kürşat baskınlarında şahadetime destur verilirken,
Tekbir-i ilahi ki bayrağımdaki iman,
Yıldız yüceliğinde vatan olası gönül,
Neylerim, neylerim sensiz acep?

Seninle gezerim Şavşat’ı, Kars’ı,
Seninle inerim Bingöl’den Van’a,
Muş’tan el ederim Adıyaman’a,
Ben deli sevdalar yaşar uykusu geçerken,
Keleş sesinde yas tutarım,
Ölen şehitlerin ardından,

Mimarisi olduğum Anadolu’yu gezerken,
Nasibim bir kurşun olup da, düşersem toprağa,
Eğer, eğer toprak bana asmışsa bağrını,
Damla damla düşüyorsa toprağa kan,
Bayraklara sarılıyorsa tabutlar,
Analar, analar ağlıyorsa yitik erlerinin ardı sıra,
Gelinler, gelinler yas tutuyorsa yiğit erlerinin ardından
Ki Türk devleti öksüz kalacaksa eğer,

Koyuver şahin misali saldırsın İbrahim’in delilerini,
Mehmetçesine, çakal sürüsüne,

Ay gökte kaldıkça,
Ulu kocaların, ak sakalların duası
Üstüne olsun.(Amin)

Alıntı: Internet

EĞLENCE