19.11.09

DAMLATAŞ MAĞARASI ALANYA

Damlataş Mağarası, Alanya'nın içinde ve deniz kıyısında bulunmaktadır. Merkeze 3 km. uzaklıktadır. Toplam uzunluğu 30 m. olan mağara; kuru ve yatay mağara tipindedir. 200 m'lik bir alanı kaplar. Çok sayıda sarkıt ve dikitin eşsiz bir görüntü verdiği mağara, 15 metre yüksekliktedir.

Birbirinden güzel binlerce sarkıt ve dikitlerle süslü bu mağara hemen yetkililer tarafından koruma altına alınıp mağara hakkında araştırmalara başlanmıştır.

Damlataş Mağarası hakkında ilk araştırmalar, Galip Dere tarafından yapıldı. Galip Dere, gazetelerin birinde 2. Dünya Savaşı zamanında atılan gaz bombalarından korunmak için bir mağaraya sığınan Almanlar’ın içinde astımlı olanların şifa bulduklarına dair bir haber okur. Mağaranın sağlık açısından faydası konusunda resmi incelemeler başlar. Doktor ve kimyagerlerden oluşan ekibin incelemelerinden sonra mağaranın astıma iyi geldiği tespit edilir.

Damlataş Mağara'nın kapısından içeri girince 45-50 m. uzunluğunda bir geçit, 13-14 m. çapında ve 15 m. yüksekliğinde silindirik bir boşluk, ayrıca 15000 senede oluşmuş sütunlar vardır. Mağaranın iki katlı olan boşluğu 2500 metreküp hava ihtiva etmektedir. İçindeki ısı yaz-kış 22.3 derecedir. Mutlak nem 19.6 derece nispi nem %98'dir. Mağara dış tesirlerden arınmış olup havasında bol miktarda asit karbonik vardır. Hava basıncı deniz seviyesinden biraz aşağıda olmasına rağmen 760 mm.'dir. Mağara boşluğunun tamamı 180-200 metrekaredir. Mağara etrafındaki kalınlık 10 m.'yi bulduğu için çökme ihtimali yoktur. Senenin 5-6 ayında devamlı damlar.

Damlataş Mağarası'nın Tıbbi Fonksiyonu: Mağaranın astıma iyi gelen dört vasfı olduğu tespit edilmiştir. Mağaranın ortamında bulunan normalden 8-10 misli fazla karbondioksit, yüksek oranda nem, alçak sühunet, radyoaktivite gibi unsurların ilk ikisinin astıma iyi geldiği, diğer ikisinin de yardımcı faktör olarak kabul edildiği bilinmektedir. Alanya'ya astım tedavisi için gelen hastaların, öncelikle bir doktordan mağaraya girmesinde bir sakınca olmadığına dair rapor alarak, mağaranın ilgili memuruna başvurması gerekmektedir. Tedavi süresince sembolik bir ücret ödenir.

Özellikle astım hastalarının bir an önce tedavi görebilmesi için mutlaka damlataş mağarasını görmeleri gerekir. Oradaki nem oranı yüksek olduğu için hastalar rahat nefes alabilmektedir.

Damlataş Mağarası turizme açıktır.

2.11.09

İZMİR DOĞAL YAŞAM PARKI




























































İzmir karşıyaka semtinde sasalı denilen bir yerde,

Çocuklarla nereye gideceğimizi düşünürken birden aklımıza doğal yaşam parkı geldi. Hep kulaktan dolma duyuyorduk merak edip yola çıktık.

İzmir doğal yaşam parkı 2 bin 345 metre karelik bir alana kurulmuş etrafı kapalı bir alanda, yırtıcı hayvanlar timsah, arslan, yılan kertentele, kaplumbağa, fil yani aklına gelen bütün hayvanlar bulunuyor. Mağarayı andıran özel bölmeler, maymunlar, haaa papağanlar için de ayrıca bölmeler oluşturulmuştur. Oda kafes şeklinde çeşitli yabani kuşgillerin mekanları da var.
Hiç adını duymadığımız, görmediğimiz hayvanlar da var. Ayrıca çocuklar içinde bir bölüm açılmış, çocuklar köpekler, keçiler, tavşanlar atlar, eşekler le oynayabiliyorlar ve çok eğleniyorlar. Alan çok büyük olduğu için yürümekten ayaklarımız çok yoruldu ve dinlene dinlene 4 saat te gezebildik. Hatta her yerini de tam inceleyemedik. Orada en ilgincleri kocaman bir alanda sadece 1 tane aslan var ve o da saklanıyor. Yırtıcı hayvanların kaldığı yerlere büyük kütük parçaları yerleştirmişler ve bir tane aslanı göremedik ve resimlendiremedik. Odunlarla aslanın rengi aynı;) Resimde görülen kaplumbağa tam 30 yaşındaymış. Zürafalar çok sıcak kanlıydı taa yanımıza kadar geldiler zürafaya dokunabildik.

Birde kapalı bir alan üzeri naylonlarla kaplı ve içeri buharla dolu. İçeri girdiğinizde resmen nefesiniz açılıyor. Burada sera bitkileri gibi bitkiler, kuşlar kaplumbağalar, yabani hayvanlar, yabani sevimli maymunlar da var.
Kesinlikle yorulmamanız için bisiklet lazım.;)) Doğal yaşam parkı hem eğlenceli, hemde yorucu.

Orada gördüğümüz en ilginç şey de Erkek wc.nin kapısının üzerinde horoz resmi ve kadın wc.nin kapısının üzerinde de tavuk resmi vardı;) Yani orada ki herşey doğal. Ayrıca kafetaryalar da var. Çoluk çocuk yorgunluğunu atmak için kendini kafetaryalarda alıyor.

Ulaşım. İzmirden vapurla karşıyakaya geçtik ve oradan otobüsle gittik. Yol çok uzun ve karışık olduğu için otobüsü tercih ettik arabayla gitmedik. Bizim için çok eğlenceli bir gündü. Ama yorgunluktan da mahvolmuştuk.




24.10.09

MEVSİMSEL GRİP VE DOMUZ GRİBİ

MEVSİMSEL GRİP;

Grip, Influenza adı verilen bir virus tarafından oluşturulan, ani olarak 39°C üzerinde ateş, şiddetli kas ve eklem ağrıları, halsizlik, bitkinlik, titreme, baş ağrısı ve kuru öksürük gibi belirtiler ile başlayan bir enfeksiyon hastalığıdır. Daha sonra hastalık tablosuna boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırma, gözlerin akması ve kanlanması gibi belirtiler eklenir ve bazı vakalarda da karın ağrısı, bulantı, kusma görülebilir. Ateşin 39°C nin üzerinde olması, şiddetli kas ağrıları ve halsizlik nedeniyle hastalığı ayakta geçirmek olanaksızlaşmakta ve hastaları mutlaka 3-7 gün yatağa mahkum etmektedir. Yaklaşık bir hafta içinde belirtiler kaybolmakta ancak halsizlik belirtilerin kaybolmasından sonra da devam etmekte, hatta 2 hafta kadar sürebilmektedir. Bazı durumlarda burun akıntısı durduğu zaman ciğerlere kadar inerek öksürük durumunu ortaya çıkarır. Bu grip havaların soğumaya başlamasıyla birlikte ortaya çıkan grip tir. Kesinlikle domuz gribiyle karıştırılmaması gerekir. Genellikle sonbahar ve ilk baharda ortaya çıkar.

Özellikle çocuklarda, yaşlılarda ve kalp hastalığı, akciğer hastalığı, böbrek hastalığı, şeker hastalığı gibi kronik hastalığı olan kişilerde çok daha ağır seyretmekte ve ölüme kadar varabilen ciddi sonuçlara yol açmaktadır. Bu kadar ciddi tablolara yol açabilen grip halk arasında çok sık olarak soğuk algınlığı ile karıştırılmaktadır. Soğuk algınlığı ateş yükselmeden, hafif kırgınlık, burun akıntısı, hapşırma gibi belirtiler ile kendini gösteren, halsizliğe yol açmadığı için yatak istirahati gerektirmeyen bir hastalıktır.

DOMUZ GRİBİ;

H1N1(domuz gribi) Türkiye’nin bir çok yerinde görülmeye başlandı. Her yıl ticari pazar yapılsın diye bir virüs çıkarılıyor ve kimyasal silah haline getiriliyor. Önceki yıl rus gribi, geçen yıl tavuk gribi, bu yıl domuz gribi çıktı. Kesin seneyede ayı gribi çıkar. Tüm insanlar uygun zamanda ve uygun yerde huzursuz ediliyor. Türkiyeye getirilecek aşılar ne kadar etkili, yan etkileri nelerdir ? Acaba genlerimizle mi oynanıyor ? şimdilik bu sorulara cevap verebilecek bir yetkili yok ama aşıları hemen ülkemize getirecek birileri çıkıveriyor ortaya!!!! Şimdi herkes aşı olmalımıyım yok sa aşı olmamalımıyım sorusunu kendi kendine sormaya başladı. Özellikle çocuklar ve yaşlılar domuz gribi aşısı olmalılar mı, ilerde aşının içindeki civa maddesi beyine nasıl bir etki yapar bilinmez ama, siz yine de grip olduğunuzu hissettiğiniz anda hemen bir hekime başvurunuz. Gene de tedbiri elden bırakmamak gerekir.

Hastalık, solunum yolu ile özellikle yakın temas, öksürük ve hapşırmak suretiyle insandan insana bulaşıyor. Özellikle hijyen normal gündelik hayatta çok önemlidir. Kalabalık ortamlardan uzak durarak, düzenli beslenerek, sebze meyve ve bol c vitamini içeren besinler tüketerek vucudunuzu virüslere karşı dirençli hale getirebilirsiniz. Domuz gribi aşısına karşı değilim ama aşı olmak da istemiyorum!!!!! Sevgiler


EĞLENCE