21.7.09

TATİLDE NASIL DİNLENİLİR!!!

Bütün bir yıl boyunca iş ortamından bunalıp kendini çok yorgun hisseden insanlar; bugünlerde vücutlarını dinlendirmek için tatil programı yapıyorlar. Tatilde vücudumuzu nasıl dinlendireceğimizi belki biliyoruz ama planladığımız tatil, yorgun zihnimize de iyi gelecek mi acaba? Tatil dönüşü zinde ve mutlu olabilmek için denize girip, güneşlenmek yeterli mi?

Nasıl bir tatil yapmalı? Yaylaya mı çıkmalı, deniz kenarına mı gitmeli? Tatil aşkları beyni nasıl etkiler? Çoluk çocuk yapılan tatilden, yorgun argın işe dönmemek için ne yapmalı? Yoğun iş temposundan bir anda kopmak doğru mu? Sınav sonrasında gençler, kitaplardan uzak bir tatil mi yapmalı? Beyni besleyen mönüler var mı? Bu dosyada, yıl boyunca yorulanlar için öneriler yer alıyor. "Hafızam zayıfladı, hep başım ağrıyor, beynimin yorulduğunu hissediyorum" diye yakınanlardansanız; bu dosya size ilaç gibi gelecek.

BEYİN İÇİN EN İYİ VİTAMİN:
YÜZMEK ve YÜRÜMEK

Yaz geldi. Kış boyunca yoğun bir tempoda çalışan insanlar, tatil yapıp dinlenmeye hazırlanıyor. Tatilde sadece bedeni değil, zihni de dinlendirmek gereklidir. Tatilde bol bol yüzün ve yürüyün. Denizi ve güneşi vitamin niyetine kullanın. İşi aklınızdan çıkarın! Nasılsa o işi yapan birileri vardır.. Aklınız işte olursa hem yaptığınınız tatilden hiç bir şey anlamazsınız hemde yeteri kadar dinlenemezsiniz.. Bol bol yürüyüş yapın, yüzün ve sevdiğiniz hobilerlerle ilgilenin!!

Deniz ve güneş ikilisi sayesinde salgılanan hormonlar, insana huzur verir. Ayrıca seks dürtüsünü arttırır ve duygusal heyecanı doruk noktasına çıkarır. Böyle bir ortamda zaten iş akla gelmez. Böylece beynimiz, olumsuz düşüncelerden temizlenir.

Dinlenirken kendinizi olumsuz düşüncelerden uzak tutun!! Kafanızdaki sorunlar aklınıza geldiğinde hemen başka bir şey düşünüp o konudan uzaklaşın veya ortam değiştirin..Sorunlar nasılsa bitmez. Bir an için bitti deseniz bile hep sorun yapılacak birşeyler vardır insan oğlunun beyninde. Ama tatile çözemediğiniz sorunları götürmeyin.. Sizi dinlendirmek yerine daha çok yorar.. Bulunduğunuz güzel ortamın tadını çıkarın.. Tüm sevdiklerinizle birlikte güzel bir tatil geçirmeniz dileğiyle!!!!..
İYİ TATİLLER

3 yorum:

nurşen dedi ki...

Hüzün bir yıldız kadar uzak, mutluluk göz bebeğinin kadar yakın olsun, umutların gerçek, gerçek mutlulukların sonsuz olsun.
Sevgiler.

bengul40 dedi ki...

tesekkürler-tatil aslında insanın beyninde bitiyor-insan kendini nerde mutlu hissediyorsa dinlence orası-elbette iş yapmadan yemek yapmadan hersey güzel ama huzur cok önemli nedeyimki 5 yıldızda kendimi huzursuz cevremi mutlu edensem dimi yani:))sevgiler

ahmed dedi ki...

Sadece Bir Saat

Yapma. Ne olur yapma. Öylesine acı ki sözlerin. Kalbini üzüyorsun. İnsanı en çok üzen kendisidir biliyorsun. Bir an dur. Hadi ama. Sadece bir an. Bir an içine bakmadan dışarıya bak şöyle bir. Dışardan kendine bakabilirsin ama. Kendini içinde boğulmaktan kurtulmalısın önce. Benliğin seni boğazlıyor baksana. Kendini benliğin yüceltmesinden kurtaracaksın önce. Nasıl mı? Kendini yüceltmeye çalışan istek ve arzularını, olmasını istediği şeylerin olmamasından kaynaklanan yakınmalarını parantez içine alarak.
Olmadı mı? Peki, bir de şöyle denesen.. Bir saatliğine sızlanmaktan vazgeçemez misin? Tamam. Ne demek istediğimi biraz daha açmaya çalışayım. Bugün bir saat ayırıyorsun kendine. Sadece tek bir saat. Tamam kızma. Bir ânı bir saate çıkardığımın farkındayım. İşte bu tek saatte hiç sızlanmıyorsun. Hiç şikâyet etmiyorsun. Hiç mızmızlık etmiyorsun. Hiç tenkit etmiyorsun. Hiç beğenmemezlik etmiyorsun. Hiç ama hiç. Neyi mi? Her şeyi. Kendin dahil her şeyi. Bir saat sadece. Tek bir saat.
Önce kendin çıkıyor karşına. Yoo. Susuyorsun. Benliğinin kalbine sapladığı o incitici sözlere bir saat aldırmıyorsun. Tek bir saat.
Hava çok mu kötü? Bir saat boyunca, hava kötü yerine, hava sadece soğuk, diyemez misin? Ruhuna bir nefes aldıramaz mısın? “Allah’ım yarattığın soğuk havayı da sıcak havayı da seviyorum” diyemez misin? “Çok zor” diyorsun. Kabul ediyorum.
Başın mı ağrıyor? Bir saat için başının ağrısından sızlanmayı kesip şükrediyorsun. Garip mi geliyor bu? Bir denesen. Başının ağrısına tebessüm ediyorsun.
Karnın acıkıyor. Hiç şaşırmadım. Gerilince hep karnın acıkıyordu, değil mi? Hemen sığınmıyorsun yiyeceklerin o cezbedici tadına. Açlığın lezzetini tadıyorsun. Sadece bir saat. Baksana, açlığa şükretmek istiyor ruhun ve kalbin. İnsan olmanın başka bir halini tadıyorsun. Acizliği tadıyorsun.
Üst kattaki ailenin çocuklarının gürültüsü geliyor. Sanki tepene biniyorlar gibi hissediyorsun. “Olsun” diyorsun. “Olsun varsın.” Çocukların ayak sesleri sana küçücük hayatların sesi gibi geliyor bir saat. İki sene sonra bebeğin ağlama sesleri koşarken çıkardığı gürültülere dönüştü, öyle mi? İlginç geliyor bu sana. Bir saat de olsa ilginç geliyor. Balkondaki çiçeklerin değişimi kadar ilginç. Ürkütücü bir sessizlikte yaşamak ister miydin? Bence de istemezdin. Gürültüye bile şükretmen ne güzel.
“Ama!”
Amalar yok bir saatin içinde. Varoluşuna sımsıkı sarılıyorsun. Varlığının şimdiki haline. Şikâyet yok. Baksana, on dakikası geçti bile.
Sözler mi? Şuradan buradan, ondan bundan duyduğun seni inciten sözler mi yankılanıyor kalbinin kuytu köşelerinde? Buna rağmen bir saat içinde “Allah’ım, her şey ama her şey için Sana şükrediyorum” demeye mi çalıştın? Bak işte oluyor. Kalbin ne çok sevindi. Ruhuna sanki melekler dokunuyor.
İşte bak, şimdi sen sen oluyorsun. Sen. Kâinatın gözbebeği. Varoluşun seyircisi. Kâinatın en çok merhamet edilen misafiri. Kalbinden çıkan ses dudaklarında sözcüklerle O’nun arşına yükseliyor: “Allah’ım, Senden sonsuz memnunum. Senden razıyım.” Biraz önce kainatın en önemli cümlelerinden birini kurdun farkında mısın? Kalbin ağladı ağlayacak. Sevinçten.
Yarım saat mi geçti? Tamam. Geçsin. Yeter ki böyle geçsin. Yeter ki O’ndan sonsuz razı olarak geçsin.
Başka amalar mı geliyor zihnine? Hayatta mahrum olduğun şeyler geliyor, değil mi? Ooo. Peki. ‘Ama’lara teslim olmuyorsun bir saat. Tek bir saati benliğinin arzularından kurtaracaksın. “Şükretmem lazım biliyorum ama!” Hadi ama. Tek bir saat ‘ama’ yok. Sahip olmadıklarını düşüne düşüne, sızlana sızlana kalbini kasvete sürüklediğin tüm yoksunluklarına rağmen ‘Ben Senden razıyım’ diyorsun. Bak, oluyor.
Bir saatte sana verdiklerinden ve vermediklerinden dolayı O’ndan razı olmak ne mi ki? Biliyor musun, bırak tek bir saati, O’ndan bir ‘an’ bile razı olmak sonsuzluk demektir.
Süre doldu öyle mi?
Bir gün de bir melek gelecek ve ‘süre doldu’ diyecek, biliyorsun.
Mustafa Ulusoy




selam ve dua ile kardeşim

EĞLENCE